Ya hislerim dökülüverirse…
Ya gidişinden sonra alışamazsam yokluğuna?
Öksüz kalırsa sevgilerim
Ve sillesi acıtırsa bedbaht duygularımı.
Ya senden sonra varırsa tenim başka bir tene boşluğunda asılıcasına.
Silemezse başka el yaşlarımı
Saramazsa oluk oluk sen akan yaralarımı..

Ya gecekondulaşırsa sana varan tüm sevdalarım..

Bir çift söz ile süslemek istedim gidişiyle yaprak döken kimselerin hissini. Ya da sadece manzarayı seyre daldım ve ‘Çok yaşadım’, ‘Siz de görün’ dileğimle… Efillenen her umudun ölmesiyle canlanıyor ayrılık. Mutluluğu hoş sedasında sokuverecek kadar hain de olabiliyor tıpkı bir akrep gibi, yaşları yuvalarından kandırıp akıtacak kadar masum da

Düşünesim var sen’i bu gece… Çocuk gibi olup ağlasam elime şeker diye sen verirler mi? Şeker bile olsan aldatmak için verilirsin elime. Tatlı söz YALANı deliğinden çıkarır; seni seviyorum derim, ‘Ben de’ dersin. Oysa bir trenin vagonlarını andırır olmuştu sevgi sözcükleri. Ardı sıra dizilir ve riya rayında rötarsız ilerlerdi. Ellerin, rotasını şaşırmış gibi yaklaşırdı umutlarıma; ki ellerdir her günaha mensup. Cesedimin teşhisi parmaklarında saklı. Umutlarımın gömülü olacağı yer gidişlerindir. Ve sevmek, panzehiri bile bile zehir edip içmektir. Martıların kanat çırpışı kadar merhabasındır her güne. Oysa ki göz yaşların kurudukça sahili okşayacak dalgaların da eksilir. Aşk, sırayı devralmış ve geçmiştir dalgasını..

Hoşçakal olmuşsundur sessiz odanda. Duman altı olup morga kaldırırsın geçmişini. Parçalar-incelersin. Fakat zaman geçmiştir. Tabir-i caiz ki kangren olmuşsundur. O’nun dokunduğu her uzvun canını yakar, koparıp atmak zorunda kalırsın. Gözlerin utanır sana bakmaya, yaşların takat bulmaz akmaya. Ayrılık bu kez tenhada kıstırmıştır seni..

—————————————————

Bu kez de böyle bir türle gelmek istedim. Gerçekten böyle sözler yakalayasım vardı, yakaladım. İçinde kelime oyunlarını andıracak cinsten cümleler de oldu, tabir kıyısından geçenler de. Ne olsa da isabet ettirdim manaya. Turna eyledim manaları ve gözünden vurdum (=.

Hayırlı Ramazan’lar..